İsmet Paşa’dan İktidar Formülü

 

CHP’nin iktidara gelmesi, bir yönüyle çok kolay! İsmet Paşa’nın aşağıdaki iki beyanına sahip çıksın, vitrinine de bu düşünceleri savunan bir ekip yerleştirsin tek başına iktidar olmasının önündeki engeller ortadan kalkar.

1- Heyetin başında Lozan’a giden İsmet İnönü; Müslüman Ahalinin (Türkler ve Kürtler), İslam’ın ve Hilafetin hakkını, hukukunu ve devamını güvence altına alan “Misakı Milli” ve ona paralel hazırlanan “Lozan Talmatnamesi”ne sonuna kadar sadık kalacağına, Meclisin karşısında açık beyan ederek taahhütte bulunmuştu. Bu taahhüdünü çeşitli vesilelerle kamuoyuyla ve basınla da paylaşmıştı.

Lozan görüşmeleri başlamadan; Muslim Standart Gazetesi’nin Müdürü Seyyid Abdül Kayyum Malik ile yaptığı görüşmede bütün dünyaya duyurulması isteği ile şu beyanatta bulundu:

“…Türk Milleti İslamiyet’in kolu ve kılıcıdır. Türkiye Anayasası, Hilafetin yani hür ve müstakil bir İslam Devleti’nin menfaatlerini yürütmeye çalışacak ellere, bütün müdafaa kudretini vereceğini söylüyor. Bu halde hilafeti desteksiz bırakamayız. Türkiye hilafeti tutuyor ve tutacaktır. Hilafet makamı yüce Türk Milleti’ne emanettir. Türk Milleti hür ve müstakildir. Bunun için hilafete her türlü taarruz da masundur. Hilafet makamı da bizde emindir güvence altındadır.

Kanımızın son damlasına kadar hilafeti tutup yaşatacağız. İşte Türk milletinin kararı budur. Hilafet bugün dahi Müslümanlar arasında bir anlaşma ve yardımlaşma kaynağıdır. Yeryüzündeki din kardeşlerimizin bu sözlerimi dikkatle okumasını istiyorum. Zor günlerimizde onların devamlı dua ve yardımlarını beklemekte olduğumuzu düşünerek bizi haklı görmelerini bekleriz…”[1]

2- Lozan’da 23 Ocak 1923 tarihinde yaptığı konuşmasından alıntılanan şu bölümler de son derece ilginçtir:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de Hükümetidir. Çünkü Kürtlerin gerçek ve meşru temsilcileri Millet Meclisine girmiştir ve Türklerin temsilcileriyle aynı ölçüde ülkenin Hükümetine ve Yönetimine katılmaktadırlar.

“Kürt halkı ve yukarıda belirtilen temsilcileri Musul Vilayetinde oturan kardeşlerinin anayurttan ayrılmalarına razı değillerdir. Böyle bir ayrılmaya engel olmak için bütün fedakârlıklara katlanmaya hazırdırlar.

“Musul Vilayeti nüfusunun çoğunluğunu meydana getiren Kürtlerle Türklerin vilayetlerinin Türkiye’nin tamamlayıcı bir parçası olarak kalmasını sağlamak için bütün güçleriyle mücadele etmekten bir an bile geri durmayacaklarına şüphe yoktur. Bu halk, pek az bir süre önce Türkiye Büyük Millet Meclisine başvurarak 1918 silah bırakışmasından sonra işgal edilen ülkelerinin Türkiye’ye geri verilmesini sağlamak bakımından sarsılmaz kararlarını bildirmiştir. 

“…… Türk Temsilci Heyeti, Dünya Savaşına ve Bağımsızlık Savaşına katılmış Türk Ordusunun bütün komutanlarının yurdun kurtuluşu için Kürt halkının yaptığı hizmetleri ve katlandığı fedakârlıkları saygı ve hayranlıkla belirttiklerini söylemeyi bir ödev bilmektedir. Düşmanlarımızın saldırısına uğramış Anadolu’nun çeşitli cephelerinin savunulmasında olduğu gibi, Yunanlıların tam bir bozgunuyla sonuçlanan saldırıda aynı amaca varmak ve aynı ülküyü gerçekleştirmek için Kürtlerle Türkler tam bir işbirliği içinde çalışmışlardır.

“……… İngiliz Temsilci Heyetinin söylediğine göre,  İngiltere Kürtlere özerklik vermek isteğinde imiş de Türkiye bunu vermeye yanaşmıyormuş.

“Kürtler, Türkiye’de her zaman yurttaşlık haklarından yararlanmışlardır. Siyasal ve sosyal bakımlardan her zaman işbirliği yaptıkları Türk Hükümetini yabancı bir Hükümet saymamışlardır. Büyük Millet Meclisinde Milletvekilleri vardır, hükümet ve yönetim işlerine etkili katılmaktadırlar.

“Kullanılan ad ne olursa olsun gerçekte bir sömürge olacak bir ülkede yabancı bir devletin uyruğu durumuna geçmek üzere şimdiki durumunu değiştirmek isteyecek tek bir Kürt bile yoktur.

“Böyle bir durumda kendilerini temsil etmeyecek bir hükümet ve Parlamentoca uzaktan yönetilecek olan ülkelerinin kaderi üzerinde hiçbir etkileri olmayacağını Kürtler bilmektedirler.

“Yurttaşlık haklarını ve yetkilerini kapsamayacak olan ve sözde özerk bölgelerin halklarına tanınacağı söylenen haklar, Kürt soyu gibi üstün bir soyu hiç tatmin etmeyecektir.

“Musul’un kaderi, İzmir’in, Doğu Trakya’nın, İstanbul’un, Adana’nın, Urfa’nın, Anteb’in vb. yerlerin kaderinden ayrı değildir. Bu yerlerin hepsi de çarpışmalar durdurulduktan sonra ve yapılmış sözleşmelere aykırı olarak işgal edilmiştir. Böyle olunca Musul Vilayetinin anılan bu şehirler ve bölgeler gibi Türkiye’ye geri verilmesi doğal ve mantığa uygun bir davranıştır.

“Türkiye’nin Musul Vilayetinin kendisinden ayrılmasına neden razı olamayacağını gösteren düşünceleri şöyle özetlemek istemekteyim: Bu Vilayet halkının büyük çoğunluğu Türk ve Kürt’tür.

 

  Kürt Türk Arap Yezidi Gayrimüslim Toplam
Süleymaniye Sancağı 62,830 32,960 7,210 —– —– 103,000
Kerkük Sancağı 97,000 79,000 8,000     184,000
Musul Sancağı 104,000 35,000 28,000 18,000 31,000 216,000
Musul Vilayetinin Toplam Nüfusu 263,830 146,960 43,210 18,000 13,000 503,000

İnönü’nün Lozan’da Savunduğu Nüfus Tablosu (Kürt Nüfusunun çokluğunu ispat için)

 

  Arap Kürt Türk Hıristiyan Yahudi Toplam
Musul 170,663 179,820 14,895 57,423 9,665 432,468
Erbil             5,100   77,000 15,000   4,100 4,800 106,000
Kerkük   10,000   45,000 35,000             600 1,400   92,000
Süleymaniye    — 152,000   1,000             100 1,000 155,000
TOPLAM 185,763 452,720 62,225 16,865 16,865 785,468

Lord Gürzon’un (İngiltere) Lozan’da savunduğu Nüfus Tablosu (Arap nüfusun çokluğunu İspat İçin)”[2]

 

 

 

 

[1] Müslim Standart Gazetesi, 17 Kasım 1922. http://belgelerlegercektarih.com/tag/kemal-hilafet/

[2] Prof. SEHA L. MERAY  Lozan Barış Konferansı, Tutanaklar-Belgeler, Ank. Ünv. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları NO:29, 1969.

 

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir