KISA KISA: SEKÜLER ÇIKMAZ

Birkaç yüzyıldır meydana gelen büyük değişime çeşitli akımlardan oluşan seküler düşünce damga vurmuştur. Avrupa’da Katolik kilisesinin uygulamalarına karşı gelişen Rönesans ve Reform hareketleri ile başlayan süreç çeşitli evrelerden geçerek günümüz dünyasının tümünü egemenliği altına almıştır. Öyle ki; toplumlar farklı uygarlık geçmişlerinden koparak Avrupa merkezli seküler uygarlığın bağlıları haline gelmiş bulunmaktadırlar.
Seküler düşüncenin temel karakteri din karşıtlığı olmasına rağmen, dikkatle bakıldığında dinin hayata yönelik temel tezlerini tekrar etmektedir. Bunlar; adalet, hukukun üstünlüğü, eşitlik, paylaşma, ahlak, insan hakları, bir arada yaşama, düşünce ve inanç özgürlüğü, sömürü karşıtlığı ve benzerleridir.
Bu durumda şu sorunun cevabı belirleyici bir önem kazanmaktadır: Seküler düşünce, din karşıtlığını nasıl temellendirmektedir? Aslında seküler düşünce dine değil din istismarına karşı gelişen bir antitez olduğu için kabul görmüş ve yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla, dinin özde karşı olduklarına karşı çıkmaktadır. Yani, dini düşünceyi taklide dayalı bir mantığa dayanmakta olup özgün değildir. Çözüm iddiası taşıdığı halde insanlığın sorunlarının içinden çıkılmaz bir hal alması bu nedenledir.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir