Özgürlük Savaşçısı mı Terörist mi?

Dünyanın herhangi bir yeri için terörden söz edilince; zihnimize hemen suç, suçlu, silah, ölümler, mağdur edilmiş aileler, çocuklar, kadınlar, tahrip olmuş yapıların yer aldığı manzaralar hücum eder. Her türlü ağır cezayı hakkettiğine şüphe duymadığımız silahlı örgütlerin adı, ideolojisi, lideri ve iz bırakan eylemlerinden bir demet gözümüzün önünde canlanır.
Terörle anılan bütün eylemlerin aynı olduğunu, aralarında fark gözetmemek gerektiğine inandığımızı zannederiz. Affedilmez kötülükler yaptıklarından en ağır cezayı hakkeden suçluların başında yer aldıkları konusunda en ufak bir şüphe duymayız.
Bu kadar katı olduğumuz ve hiç bir şeyin kanaatimizi değiştiremeyeceğini zannettiğimiz haldeyken, birdenbire ve farkına varmadan tam tersi bir yerde konumlandığımızı biz bile hayret ve şaşkınlık duyarak izleriz Taleplerini haklı bulduğumuz bir toplum adına eylemler söz konusu olduğunda, terörle ilgili yaklaşımımız yeni bir boyut kazanmıştır ve önceki katı tutumumuzdan onların aleyhine eser kalmamıştır. Fazla düşünmeye ihtiyaç duymadan, önünü arkasını önemsemeden en hızlı biçimde çifte standart uygulama moduna geçmişiz bile: Bizden olanlar haklı, diğerleri haksız… Bizden olanlar özgürlük savaşçısı, diğerleri terörist!
Sözgelimi; Filistinli bir örgüt eylemi gerçekleştirmişse, tavrımızı değiştirerek bunun bir terör eylemi olmadığını, işgale gösterilen bir tepki olduğunu savunmaya ve arka çıkmaya başlarız. Benzer bir durum Doğu Türkistan’da, ya da Çeçenistan’da meydana gelse Filistin’le ilgili tavrımızı burada da sürdürürüz. Eylemi gerçekleştirenleri haklı buluruz. Çünkü Filistin, İsrail tarafından işgal edilmiş, Filistinliler topraklarından işgalcileri çıkarmak için mücadele ediyorlar deriz. Çeçenistan Rus işgali altındadır, eylemleri, ülkelerinin bağımsızlığı için gerçekleştiriyorlar diye düşünürüz. Doğu Türkistan Çin zulmünden kurtulmak için mücadele ediyor ve başka bir çarelerinin kalmadığına hükmederiz. Üstelik, Türkiye’nin resmi görüşüne göre, Çeçenler ve Doğu Türkistanlıların yaptıkları terör eylemi olsa da biz bu resmi görüşe muhalefet ederiz. Hatta Ülkeyi yönetenlerin de buna içten katılmadıklarını birbirimize fısıldarız.
Terör konusunda, başka örgütler ve eylemler için referans aldığımız Avrupa Birliği, ya da Birleşmiş Milletler müktesebatını işimize gelmediğinde ciddiye almaz, taraflı sayarız. Birleşmiş Milletler, Avrupa ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve onlara paralel hareket eden ülkeler, yapılanı terör eylemi, yapanları terörist olarak nitelese bile biz onların görüşünü kabul etmeyiz. Üstelik, aynı ülkelerin teröre arka çıktıklarını ve terörle mücadelemize destek olmadıklarını her fırsatta yüksek sesle dile getirdiğimize bakmadan…
Demek ki, herkes için terör ve terörist aynı şey değildir. Bazen haklı bir dava için, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için veya baskı ve zulme son vermek için çaresiz kalanların başvurmak zorunda kaldıkları silahlı mücadele terör olarak yaftalanabiliyor.
Bağımsızlığı için mücadele edenleri o ülkenin halkı birer özgürlük savaşçısı olarak adlandırır. Ama o ülkeyi işgal edenler ile aynı işgalciliği başka yerlerde sürdürenler terörist olarak itham eder ve suçlarken bağımsızlık mücadelesi bağlamında gerçekleştirdiklerini de terör eylemi olarak ilan eder. Örneğin, 1918’de İstanbul’u işgal eden İngilizlere yönelik gerçekleştirilen saldırılar, Cezayir‘i işgal eden Fransızlara karşı ülkelerini savunanlar ya da aynı misyonla Libya’da Ömer Muhtar’ın verdiği mücadele günümüzün hâkim terminolojisine göre birer terör eylemlidir.
Şöyle bir soruya cevap arayalım: Çıkarlarına hizmet etmek üzere sömürgeciler tarafından kurdurulan ve ülkenin kaynaklarını onlara peşkeş çekerek halkını yoksulluğa mahkûm eden yönetimlere karşı bütün mücadele yollarını deneyip sonuç alamayan bir grup düşünelim. Elde kalan tek yol olduğu için silahlı mücadeleye başvurursa, yaptıkları terör eylemi, yapanlar terörist olarak nitelendirilebilir mi? Dünyada halen yürürlükte olan sömürü düzenini kuranlar ve sürdürülmesi için her yolu meşru görenlere göre yapılanlar terör, yapanlar teröristtir. Ama gerçeğin bu olmadığı çok açıktır: Olsa olsa, yapılan Bağımsızlık Mücadelesi, yapanlar birer Özgürlük Savaşçısıdır.
“Devlet Terörü”, ayrıca ele alınması gereken konuyla ilgili çok önemli bir başlıktır. Şimdilik şu kadarına işaret etmekle yetinelim:
Batı’nın vicdanını temsil eden Noam Chomsky, Alexander George, Michael McClintock ve Richard Falk gibi şahsiyetlere göre; Dünyada terörizm ile ilgili sorumluluk Batılı devletlerin, İsrail’in ve özellikle de ABD’nindir. “Devlete karşı terör” değil, “devlet destekli terör” söz konusudur.

Hits: 166

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir