TÜM SİYASİ PARTİLERİN KABUL ETTİĞİ ORTAK TEMELLER 

Tüm siyasi partiler, diğer partilerle olan farklarını ortaya koyarak toplumu ikna etmeye çalışıyor. Hiç biri, diğerleriyle ortak yönlerini ve benzerliklerini dile getirmiyor, hatta sakladıkları bile iddia edilebilir. Böylelikle konunun bütününü değil bir bölümünü anlatarak seçmenleri yanıltmaya çalışıyorlar. Oysa anlatmaktan özenle kaçtıkları temel konulardır, anlattıkları ise detaylardır.

Peki bu temeller nelerdir? Siyasete bakışımızda köklü değişikliklere yol açacak olan bu sorunun cevabını mutlaka bulmak gerekir. 

1

Türkiye, Emperyalist Avrupa devletleri tarafından dayatmayla kurulan ırk ve din karşıtı esaslara dayalı ulus devlettir. Batılı hayat tarzı benimsenmiştir. İnanç/din, ahlak, eğitim, hukuk, siyaset, aile düzeni başta olmak üzere  her alanda Batılı devletler gibi olmayı hedeflemiştir.  Anayasada ve ilgili kanunlarda bu hedefler açıkça ifade edilmiştir.

2

Anayasanın ikinci maddesinde yer alan “Cumhuriyet, Milli Dayanışma, Atatürk Milliyetçiliği, Demokrasi, Laik devlet” vurgularını tüm partiler itirazsız kabul etmektedir.

Bundan dolayı, seçildiklerinde bu kavramların içinde yer aldığı bir metni tekrarlayarak yemin etmektedirler.

Bunlar, dünyayı sömüren güçlerin tüm dünyaya yaydıkları ve ısrarla takipçisi olduğu kavramlardır. Sömürgeci/Emperyalist/Küreselci güçler İslam Ülkeleri başta olmak üzere Afrika, Asya, Güney Amerika kıtalarındaki tüm Batı dışı ülkelere bunları uzun zamandan beri empoze etmektedirler.

Üzerinde düşünülmesi gereken soru şudur: Amacı sömürü olan güçler neden bunları dünyanın her noktasına yaymak için büyük çaba harcamaktadır?

Bunları kabul eden bir ülkenin bağımsız olması mümkün müdür?

Bunlara itirazı olmayan bir partinin, ülkenin/toplumun sorunlarını çözme iddiası doğru olabilir mi?

3

Bütün partiler IRKLAR TEORİSİne  dayanan MİLLİYETÇİLİĞİ kabul etmektedirler. 

Irklar teorisine göre dünyada üç ırk vardır: BEYAZ (Avrupalılar), SARI (Asyalılar), SİYAH (Afrikalılar). En gelişmiş ırk beyazlardır. Sarı ve Siyah ırk gelişmemiş olduğundan beyaz ırka hizmet etmekle yükümlüdür. Bu dünya ölçüsünde uygulanan bir teori olduğundan Avrupalı beyaz ırk, sarı ve siyah ırkı sömürme hakkına sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bundan dolayı uzun zamandan beri Avrupalı beyazlar bütün dünyayı sömürmektedirler.

Bu anlayışı temel alan ulus devletlerde ise; hakim ırk, sınırları içindeki diğer ırkları sömürme ve aşağılama hakkına sahip olduğu görüşüne göre hareket etmektedir. Bunun ilgili en yakınımızdan başlayarak birçok örnek ülke sıralamak mümkündür.

Türkiye’deki partiler de bu milliyetçi/ırkçı teze bağlıdırlar. İddia ettikleri gibi milletini sevmekle ilgisi olmadığından topluma doğruyu söylememektedirler.

Detaylı bilgi için: 

https://mehmetalkis.com/milliyetcilik-dine-karsi-midir-1/  

https://mehmetalkis.com/mehmet-alkis-yazdi-milliyetcilik-dindisi-dusuncenin-eseri-2/ 

4

Dindışı ya da din karşıtı olan Batı sisteminin temellerini oluşturan kavramların başında şunlar yer almaktadır:  

  1. Hümanizm/insanmerkezcilik: Her şeyi belirlediğine inanılan Tanrının/Allah’ın görevini insanın yerine getirmesidir. Çünkü yaratıcı bir güç olan Tanrı/Allah yoktur.
  2. Rasyonalizm/Akılcılık: İnsan aklı her konuyu çözmek için yeterlidir. Dolayısıyla yaratıcının rehberliği, yol göstericiliği için gönderdiği Kitap ve Peygamberin dayandığı vahiy (ilahi akıl) yoktur. 
  3. Pozitivizm/Olguculuk: Doğru bilginin kaynağı Tanrı değil, maddi varlık ve deneylerdir. Din, ilkel bir inançtır ve devrini tamamlamıştır.
  4. Materyalizm/Maddecilik: Maddenin dışında bir varlık yoktur. Allah, Peygamber, Kitap, Ahiret gibi madde dışı varlıklar hayal mahsulüdür.

Dünyaya hakim olan Batı sistemini çare olarak kabul eden, gören kişiler ve aralarında siyasi partilerin de yer aldığı kuruluşlar bu temellere bağlı olduklarını göstermiş oluyorlar. Yani, dine dayandığını iddia eden partiler aslında dinin varlığını kabul etmeyen bir sistemi savunmaktadırlar.

Hits: 7

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir