Bozgunculuğa Karşı Islah


Bozgunculuk ve yozlaşma olarak da ifade edilmesi mümkün olan ifsadın insanın mayasında bulunduğunu Kuran’dan öğreniyoruz:

Bir zamanlar Rabbin meleklere: Bakın ben yeryüzünde benim hükümlerimi uygulayacak bir halife, bir temsilci yaratacağım demişti de,melekler: “Biz seni övgüyle yücelterek takdis edip sana saygı gösterip dururken, orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” dediler.” (Bakara30)

Gerçekten de insanoğlu sürekli olarak yeryüzünde bozgunculuk yapmakta ve kan dökmektedir. Hem geçmişte hem günümüzde bozgunculuğun olmadığı ve kan dökmediği bir dönem görülmemiştir. Din/İslam ve Müslümanlar, ilk insandan beri kan dökülmemesi için mücadele etmektedir. Ancak “şeytanın kardeşleri”da ısrarla kan dökmeyi sürdürmektedir.

Bozgunculuk/İfsad; ilginç bir şekilde hem vahyi kabul eden hem reddedenlerin ortak eylemleri arasında bulunmaktadır. İnkârcılar/ateistler,müşrikler/eş koşanlar, münafıklar/ikiyüzlüler olduğu gibi Müslümanlar da bozguncu/müfsid olabilmektedirler. Kuran; iki tarafta yer alanları “müfsid”,yaptıklarını da “fesad/ifsad/bozgunculuk” olarak nitelemektedir.

Ancak inanmayanların fesadı açık, net, anlaşılır olduğundan tanımlamak ve karşı durmak daha kolaydır. İnananların ki ise, daha karmaşık olduğundan ve farklı unsurlar taşıdığından tanınmayacak haldedir. “Hak ile batıl birine karışmış” olduğu için tanımlamak, seçmek, kabul etmek ve reddetmek daha zordur.

İki tarafın ortak bir iddiası da “Onlara “Yeryüzünde fesat yaymayın!” denildiğinde “Biz sadece ıslah edicileriz!” diye cevap vermeleridir.” İnsan öylesine garip bir varlık ki, en kötü işi yapanda en iyi işi yapan da kendini “ıslah edici” saymaktadır.

Gönderilen elçiler/peygamberler ve kitaplar fesadın her türünü yeryüzünden silmek için çabalamışlardır. Son Elçi ve Kitaba tabi olanlardan “iyiliğe çağıran, kötülüğü reddeden bir topluluk”, aynı görevi sürdüregelmiştir.

Artık peygamber gelmeyeceği için bu görevi, kendilerine “peygamberlerin varisleri” denilenler yerine getirmekle sorumludurlar. Bunların çabaları ağırlıklı olarak içerdeki tahribata, yani ikinci tarafa yöneliktir. “Arzularını ilahlaştıranlar”ın İslam’ı; hırs, çıkar, kibir, şöhret gibi kötü hastalıklarına alet etmelerine karşı mücadele etmektedirler. Amaçları İslam’ı; dışarıdan ve içeriden gelen dindışı unsurlardan arındırmak ve asli hüviyetine kavuşturmaktır.  

İslam Tarihinin erken dönemlerinden itibaren “Allah her yüz senenin başında bu ümmete dinini yenileyecek birini gönderecektir”hadisi gereğince “İhya Hareketleri” başlığı altında “müceddid”olarak anılan bir takım şahsiyetler ortaya çıkmıştır.

İlklerden biri olan Ömer bin Abdülaziz’in örnek mücadelesi, kendinden sonraki dönemlere ışık tutacak önem ve niteliktedir.Özellikle saltanatın toplumu yozlaştıran uygulamalarından İslam’ı arındırmak için yürüttüğü çaba olağanüstü bir değere sahiptir. Yaptıklarının bir kısmını kısa başlıklar halinde hatırlayalım: 

Talip olmadığı göreve emrivaki ile getirildi. Saraydaki lüks eşyaları beytülmale teslim etti. Köle ve cariyeleri azat etti. Hutbelerde sadece halifeler için yapılan duayı halk için okunan umumi duaya çevirdi. Halka zulmeden ve yolsuzluklara adı karışan valileri ve diğer memurları görevlerinden aldı. Valilerin ticaretle uğraşmasını ve hediye almasını yasakladı. Yöneticilerin gasp ettikleri malları sahiplerine iade etti. Önceki halifeler tarafından kendisine verilmiş diğer gayrimenkulleri ve kıymetli eşyayı beytülmale devretti.Hanımının mücevherlerini ve evindeki fazla eşyayı bile beytülmale koydurdu.Halifelik görevi karşılığında maaş almayı reddetti. İç barışı sağlayabilmek için idareye muhalif gruplara adil davrandı. Hutbelerde Hz. Ali’nin lanetlenmesi âdetini kaldırdı. Haricîlerle mücadelede de ikna yolunu benimseyip mecbur kalmadıkça silah kullanılmasına izin vermedi. İkinci sınıf Müslüman muamelesi gören mevaliyi Arap Müslümanlarla eşit kabul etti. Gayrimüslimlerin haksız yere ellerinden alınan kiliselerini, evlerini ve diğer mallarını iade etti. Herkese yeterli miktarda maaş bağladı. Muhtaç kimse kalmadığından zekâtı; borçlulara, bekârlara ve gayrimüslim fakirlere verdi.

Darısı Müslüman yöneticilerin başına!

15.02.17

Yazımızı paylaşmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz:
0

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Enjoy this blog? Please spread the word :)