Din/İslam’ın Gayesi 

Kuran, İslam olarak adlandırdığı Dinin gayesini, merkezine aldığı kavramlarla anlatmaktadır. Çok yer verdiği temel kavramlar; tüm alanları kuşatan genişliğe sahip olduğundan hem öncelikli hem de uyulması zorunlu konumdadırlar. Yani, dinin ana iskeletini oluşturan farzlar ve haramlar arasında merkezi ve öncelikli bir yerleri bulunmaktadır.

Farzlar, yerine getirilmesi; haramlar, kaçınılması gerekli emirler olduğundan  son derece önemli ve önceliklidirler. Ancak bazıları, “ehem mühimme müreccahtır” kuralı gereğince hem daha önemli hem daha önceliklidir. Nitekim İmamı Gazâlî: “Ehem şey dururken mühimmi yapmak dalâlettir” diyecek kadar ileri bir belirlemeyle  konuya açıklık getirmiştir.

Bu açıdan bakıldığında, birbiriyle bağlantılı olarak Kuranda en çok tekrarlanan ve Peygamberin (as) söz ve uygulamalarında ilk sıralarda yer bulan kavramlar şöyle sıralanmaktadır: Adalet ve Zulüm, İnfak ve Zekat, Akletme, Takva, Sabır, Namaz, İyiyi emretme kötülükten sakındırma (emri maruf-nehyi münker), Cihad, Allah ve Resulüne İtaat, Ana-Babaya itaat…

Tüm bu temel kavramlar, dolaylı olarak bireysel ve toplumsal alanda adaleti sağlamayı, zulmü engellemeyi hedeflemektedir. Diğer yandan, Kuranın doğrudan da en çok vurguladığı konu “adalet ve zulüm”dür. Bu da İslam’ın, adaletin uygulanmasını ve zulmün ortadan kaldırılmasını gaye edindiğini göstermektedir. Kuran; haram ve yasakları zulüm, yapılması zorunlu ve farz  olanları adalet olarak nitelemektedir.

 

Kuran’ın sunduğu yegane çözüm çok güçlü ve tüm insanlığın şiddetle ihtiyaç duyduğu evrensel bir değer olan adalet aynı zamanda Allah’ın sıfatlarındandır. Allah’ın konuyla doğrudan bir adı da “Hak” tır.

İslam; insanlığın en büyük sorunu olan zulüm ve haksızlığın ortadan kaldırılmasını, en temel ihtiyacı olan adaletin uygulanmasını gaye edinmiştir.

Adalete bu kadar üstün paye veren bir sistem olması İslam’ı tek çare konumuna getirmektedir. Bozulmayı ve yozlaşmayı besleyen tüm düşünce ve eylemleri adalet karşıtlığı ve zulüm olarak nitelemesi de onu alternatifsiz kılmaktadır.

Kuranda insanlığın tecrübe ve birikiminin özünü yansıtan Peygamberlerin kıssalarından da İslam açısından konunun ne kadar önemli ve belirleyici olduğu anlaşılmaktadır: Hz.Nuh’un kavminin zulüm ve ahlaksızlık, Hz. Hud’un kavminin inkar-şirk-kibir (ki bunlar da zulmün kapsamı içindedir), Hz. İbrahim’in kavminin şirk ve zulüm, Hz. Şuayb’ın kavminin ölçü ve tartıda işledikleri zulüm nedeniyle çöktükleri bildirilmektedir. “…Zaten biz yalnız, halkı zalim olan kavimleri yok etmişizdir.” “Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.” “De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”

Buna rağmen; inançlarına aykırı olduğu halde Müslümanlar dahil tüm insanlık, zulümle ayakta duran otoritelerin egemenliği altında yaşamaktadır. Müslümanlar için varlık sebebi sayılacak kadar önemli olan adalete, ne yazık ki, bağlılıkları son derece zayıftır. Bundan daha vahimi ise; İslam’ı temsil ettiğini ima edenlerin işledikleri zulümleri İslama mal edip Allah’ın emri gibi göstermeleridir.

 

Kurana göre zulüm şu anlamları içermektedir:

Haksızlıkta bulunma, kötü davranma, baskı ve şiddet uygulama, Allahı inkar ve ortak koşma, günah işleme, kul hakkı yeme, doğruyu yalanlama, haddi aşma, insanları aşağılama, ırkçılık, azgınlık (tuğyan), sömürü,  istismar, saldırganlık, işkence, eziyet… 

Allah’ın ayetlerini yalanlamak, peygamberliği inkâr etmek, allah’tan başkasına ibadet etmek, kitaplara inanmamak, ahirete inanmamak, küfür, şirk, hainleri dost edinmek, dinden dönmek, allah’ın indirdiğiyle hükmetmemek, mucizeleri inkâr etmek, allah’ın koyduğu sınırları aşmak, allah’ın emirlerini görmezlikten gelmek, allah’ın yolundan alıkoymak, müminlerin sırrını ifşaya kalkışmak, gösteriş için malını harcamak, allah rızasının dışında adak adamak. haksız yere insan öldürmek, zina yapmak, hırsızlık yapmak,  şahitliği hakkıyla yerine getirmemek, birisinin yerine başkasını cezalandırmak, boşanmayı yerince kullanmamak, Allah’ı ananları kovmak, insanlarla alay etmek, insanları ayıplamak, fakirleri maldan mahrum etmek, zekât vermemek, haksızlık yapmak, faiz yemek

Adaletin içerdiği anlamlar:

Düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hükmetme, doğru yolu izleme, takvâya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık, uyum, âhenk, estetik görünüm, Hz. Peygamber’in görevini yerine getirmesi, insanların keyfî istek ve arzularına uymamak, istikrar, doğruluk, ruhî denge, ahlâkî kemal, erdem, aşırılıklardan uzaklaşma, hakka göre hüküm verme, eşitlik, istikamet, vasat ümmet vb…

Kuran ve Peygamberden adalet ile ilgili mesajlar:

“Biz peygamberlerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde (Allah’ın hükümlerini bildiren) kitabı ve adaleti indirdik ki, insanlar adalet ölçüsünü ayakta tutsunlar”. “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.” De ki: Rabbim adaleti emretti”. “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah sizin işlediklerinizden haberdardır.” “Kim bir cana karşılık veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak sebebiyle olmaksızın bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir kimseyi diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur.” Aralarında hükmedecek olursan adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. Allah’ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver, ⁶⁵ “Sana gelmiş olan hakikati terk ederek onların temelsiz görüşlerine uyma. Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, onların arzularına uyma ve seni Allah’ın indirdiği şeylerin bir kısmından uzaklaştırmalarından sakın.” Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

Hadisler: Zulme yardımcı olan kimse, kuşkusuz Allah’ın gazabına uğrar.” “İnsanlar bir zalimi görürler de onun zulmüne engel olmazlarsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez.” “Allahım! Hata yapmaktan, yanlış yollara sapmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillik etmekten ve cahilliğe mâruz kalmaktan sana sığınırız”. Bir kutsî hadis: “Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım ve onu sizin aranızda da yasakladım; sakın birbirinize zulmetmeyin!” “Allahım! “Sakın zulmetmeyin ve kendinize zulm ettirmeyin.” “Cihadın en faziletlisi zalim yönetici karşısında adaleti dile getirmektir” 

 

Hits: 16

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir