SİYASETSİZ İSLAM / SİYASETSİZLEŞTİRİLEN İSLAM 4

Batı’da Rönesans’la başlayan yenileşmenin oluşturduğu din karşıtlığına dayalı seküler dünya görüşü, özellikle Fransız İhtilalinin etkisiyle ortaya çıkan Batılılaşma hareketleri sonucu Müslümanlar arasında hızla yayıldı. Islahat Hareketleri, Tanzimat, Meşrutiyet aşamaları sistem içinde kalarak Modernleşmeyi amaçlayan bir tür arayış; “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” ise, tüm kesimleri modernleşmede uzlaştırma arzusunun dışavurumu olarak sloganlaştı.  Modernleşme, Çağdaşlaşma ile eş anlamlı olan Batılılaşma; yönetimin tepesinde etkin hale gelen askeri-mülki erkan ve aydınlar aracılığıyla toplumun diğer kesimlerine empoze edildi, daha doğrusu tepeden dayatıldı. Üçü de modern akımlardı ama son tahlilde kökleri itibarıyla İslam’ın bu uzlaşmada kalıcı olması mümkün değildi. Nitekim Cumhuriyetle köklü sistem değişikliğine gidildiğinde İslam’ın dışındaki tüm akımlar kendine yer buldu.

Orta Çağ’da Müslümanların gücü karşısında ezilen Batının yerini bu kez Müslümanlar aldı ve onların dünya görüşünü, yaşam biçimini, dine bakışını, siyasal sistemini taklit ederek sahiplendiler. Hıristiyanlık adına egemenliği elinde tutan kilisenin ve Papalığın otoritesine; Rönesans ve Reform’la son verilmesine benzer bir süreç Müslüman dünyada da yaşandı. Birinci paylaşım savaşı sonunda Müslüman dünyanın siyasal ve dini birliği dağıldı. Bunun için, bir devletin yerine modern paradigmanın siyasal modeli olan elli “Ulus Devlet” kuruldu. Merkezi topraklarda sembolik varlığını sürdüren halifelik de 1924’te kaldırıldı. Bütün alanlarda dine göre oluşmuş yapılar değiştirilerek dindışı yapılanmaya gidildi. Protestanlıkta olduğu gibi, İslam, toplumsal alanın dışına itildi. Toplumsal hükümleri budanarak yeniden tanımlandı ve siyasal otoritenin çizdiği çerçeveye hapsedildi. 

Bundan sonra, Hıristiyanlıkta olduğu gibi, İslam’ın; başta Kuran ve Peygamber(as) olmak üzere kendi kaynaklarına göre değil, Batı’nın modern dönemde geliştirdiği, bireyselliğe indirgenmiş dinî anlayışa göre varlığını sürdürmesine izin verildi. Bunu reddeden ve İslam’ın bütünlüğünü savunan her türlü girişim ağır yaptırımlara tabi tutuldu. 

Bundan dolayı; başta İslam’a hizmet iddiasında samimi olan dindar çevreler bu tahrif gerçeğini kabullenmek ve ona göre tavır almakla yükümlüdürler. Diğer dinlerden farklı olarak,  aslını koruyan Kuran ve diğer kaynaklardan oluşan büyük imkanı değerlendirmek zorundadırlar. Aksi halde, bu olumsuz sürecin paydaşı olmaktan kurtulamazlar. 

 Tahrifin Karşılaştırmalı Tablosu:

Hıristiyanlığın tahrif sürecinde etkili olan gelişmeler: İslam’ın tahrif sürecinde etkili olan gelişmeler:
Pavlus’un, Eski ve Yeni Ahit’i harmanlayarak Kitabı Mukaddesi oluşturması ve vahyin yanına kendi yorumlarını ekleyerek Hristiyanlığı şekillendirmesi . (1. yüzyıl) Peygamberin (as) kurduğu ve dört halifenin uygulamak için çabaladığı “ehliyet ve şura” esaslı modelin yerine saltanatın geçirilmesi.

(1. yüzyıl)

Roma’yla uzlaşıp kimi çoktanrılı inanışların ve özellikle teslisin kabul edilmesi ve buna dayalı siyasi otoritenin kurulması

(1-14. yüzyıl)

İsrailiyat, bidat ve hurafelerin etkili hale gelmesi ile saltanatla birlikte iktidarın dünyevileşmesi. (1-14. yüzyıl)

 

Birinci yüzyıldan itibaren Patristik felsefe, sekizinci yüzyıldan itibaren Skolastik felsefenin aklı ön plana çıkarması. 

(1-14. yüzyıl)

Emeviler döneminde tercümlerle başlayan felsefe, Ardından Yunan Felsefesinin tümüyle yayılması. Hint ve Yunan felsefesinin etkisinde beşerî aklı öne çıkaran Mutezilenin etkileri. (1-13. yüzyıl)
Aşırı fanatizm her türlü gelişmenin önünü tıkadığından Avrupa büyük bir gerileme süreci yaşadı. Haçlı Seferleri ve Moğol İstilasının ardından fanatizmin güçlenmesi, duraklama ve gerileme dönemine girilmesi. 
Hıristiyanlığın doğuşundan 14 yüzyıl sonra Rönesans ve Reform hareketleri dine dayalı sistemin köklü bir değişime uğraması ve günümüze kadar sürmekte olan seküler dönemin başlaması. İslam’ın doğuşundan 1350 yıl sonra Müslümanların zaafa düşüp yeni bir kimlik arayışına girmesi ve İslam’dan uzaklaşıp seküler sisteme geçilmesi. 
Dinin kişisel inanç haline getirilerek toplumsal alanların dışına çıkarılması. Dinin kişisel inanç haline getirilerek toplumsal alanların dışına çıkarılması.

 

Diğer Makaleler...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir