23 Nisan ve Yalana Teslim Olmak


Konunun anlaşılması şu üç soruya verilecek cevapla mümkün olacaktır:

  1. 23 Nisan 1920 tarihinde toplanan Birinci Meclisin kuruluş amacı ve gerekçesi neydi?
  2. Birinci Meclisin amaçları arasında Cumhuriyet ve Ulus Devlet kurmak var mıydı?
  3. Birinci Meclise kimler tarafından, neden ve nasıl son verildi? 

Birinci Meclis; 23 Nisan 1920’de, Türklerin ve Kürtlerin ağırlıklı olarak yaşadıkları topraklarda Osmanlı Devletinin varlığını sürdürmek amacıyla mücadele vermek üzere kurulmuştur. Böyle olduğunu, aynı meclis tarafından çıkarılan 1921 Anayasası, Hıyaneti Vataniye, Nisabı Müzakere gibi kanunlar açıkça ortaya koymaktadır.  Ayrıca; başta Mustafa Kemal olmak üzere dönemin öne çıkan şahsiyetlerinin konuşmaları ile yine döneme ait sayısız belge bu hususu teyit etmektedir.

Mustafa Kemal’in, Sultan Vahdettin tarafından görevlendirildiğini ifade ettiği Meclisteki 24 Nisan 1920 tarihli önemli ve uzun konuşması konuya yaklaşımını en belirgin biçimde ortaya koymaktadır.[1] Şu alıntılar, metnin bütünü için fikir verir niteliktedir:

 “İşte bu sırada idi ki, Anadolu’ya mülki ve askeri hususatla muvazzaf olmak üzere ordu müfettişliğine tayin edildim, bu teveccühü din ve millete hizmet etmek için en büyük bir mazhariyeti ilahiye addeyledim.

Üçüncü Ordu Müfettişi

Fahrî Yaveri Hazret! Şehriyarî M. Kemal”

(……) Makamı hilâfet ve saltanatın masuniyeti istiklâlini, istiklâli millî ve millî hudutlarımız dâhilinde imkânı hayat bahşedecek bir sulhu temin edecek tedabiri, teemmül ve tatbik etmek üzere millet tarafından salâhiyeti fevkalâdeyi haiz bir Meclisin Ankara’da içtimai lüzumuna milletin nazarı dikkatini celbetmek hususundaki vazife i millîye ve vataniyemizi de ifa ettik.”

(…..) “Meclisinizde temessül ve tecelli eden kudreti milliyemiz makamı hilâfet ve saltanatı ecnebi tazyikatından kurtaracak ve Devleti Osmaniyeyi inhilâl ve esaretten tahlis edecek tedabiri ittihaz eyleyecektir ve istiklâli tammesi şart olan makamı hilâfete merbutiyeti vicdaniyeleriyle müftehir ve müteselli olan alemi İslâmiyet, ile yaşamak kabiliyetini nefsinde gören bir milletin esir olamayacağına kanaatle harekâtımızı hatve, hatve takib eden bütün cihan ı medeniyet ve insaniyet sizlere zahir olacaktır.”[2]

25 Nisan 1920 günü verilen önerge ile 29 Nisanda kabul edilen Hiyaneti Vataniye Kanunundan:

“BİRİNCİ MADDE – Makamı muallâyi hilâfet ve saltanatı ve memaliki mahrusa i şahaneyi yedi canipten tahlis ve taarruzatı def maksadına matuf olarak teşekkül eden Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan, haini vatan addolunur.”[3]

Nisabı Müzakere Kanunundan (06 Eylül 1920):

“BİRİNCİ MADDE – Büyük Millet Meclisi, hilâfet ve saltanatın, vatan ve milletin istihlâs ve istiklâlinden ibaret olan gayesinin husulüne kadar şeraiti âtiye dairesinde müstemirren inikat eder.”[4]

1921 Anayasası:

“Madde 7- Ahkâmı şer’iyenin tenfizi, umum kavaninin vazı, tadili, feshi, ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir. Kavanin ve nizamat tanziminde muamelatı nasa erfak ve ihtiyacatı zamana evfak ahkamı fıkhiye ve hukukiye ile adap ve muamelat esas ittihaz kılınır. Heyeti Vekilenin vazife ve mesuliyeti kanunu mahsus ile tayin edilir.[5]

Dikkatten kaçırılmaması ve unutulmaması gereken önemli olan bir husus da şudur:

Birinci Meclisin Cumhuriyet ve Ulus Devlet kurmak gibi bir gerekçesi ve amacı yoktur. Tersine, başında Halife ve Padişah bulunan Osmanlı sisteminin devamını sağlayacak şekilde devletin varlığını sürdürmek üzere kurulmuştur.

İki sorunun kısaca karşılığı yukarıda anlatıldı. Şimdi şu kritik sorunun cevabını arayalım: Kuruluşu böyle gerçekleşen Birinci Meclise kimler, nasıl son verdi? 

Konuyu tarihçi Cemil Koçak[6] şöyle anlatıyor:

“Ama Atatürk’ün endişeleri gerçekleşmedi; Meclis, sadece tek bir üyenin aleyhte oyuna karşılık oybirliği ile yeni seçim kararı aldı. Ancak bu kararın o gün Meclis’te bulunan üyelerin basit çoğunluğuyla alındığını ve bunun Teşkilâtı Esasiye Kanunu’na (Anayasa) açıkça aykırı bulunduğunu da bilmeliyiz. Meclis’te kimsenin itiraz etmemiş olması, seçim kararının hukukî tartışmalarına gerek bırakmamıştı. Ahmet Demirel, bir incelemesinde şöyle yazıyor: “64 seçim çevresinde seçim yapılmış olduğu için, Nisabı Müzakere Kanununa göre, toplam mebus sayısı 320 olarak kabul edilmiş, toplantı yeter sayısı bunun yarıdan bir fazlası olan 161 olarak benimsenmişti. Bu hesap uyarınca, üçte iki çoğunluğun sağlanarak seçim kararı alınabilmesi için 214 oya ihtiyaç vardı.” Ama kimse bu rakamları dikkate almayacaktır.”[7]

İkinci grubun muhalefeti Birinci grubun[8] erimesine yol açmış, birinci grubun bir çok milletvekili ikinci gruba geçmişti. Seçimin yenilenmesi kararı Birinci grubun iradeyi tamamen kaybetmemesi içindi. İkinci Meclis için milletvekili adayları Mustafa Kemal tarafından belirlendi. Listeye ikinci gruptan sadece üç kişi girebildi. Böylece, İkinci Grup tasfiye edilmiş, Tek Parti yönetimine gidiş başlamıştı.[9]

Lozan’ı kabul etmeyeceği endişesi ile Birinci Meclis, Mustafa Kemal’in gayretleriyle tasfiye edildi. Hem de 3/2 oranıyla alınması gereken seçim kararı basit çoğunlukla alındı.[10]  Zira Milletvekillerinin önemli bir kısmı Ali Şükrü Bey’in cenazesiyle birlikte gittikleri Trabzondan henüz dönmemişti. Onların dönüşü beklenmeden, alelacele, hem de Anayasaya aykırı bir karar alınmıştı.

Bu operasyona, İttihatçı gelenekten beslenen yeni kadronun ittihatçıların yöntemleriyle gerçekleştirdiği ilk darbedir denilebilir. Yani, yeni Milli/Ulus/Türkiye Cumhuriyeti Devleti darbeyle kurulmuş oldu. Bundan sonra,Türkiye’de belli aralıklarla yapılan darbelerin temelleri bu kurucu darbe ile atılmıştır.

Sorun şu: Osmanlı devlet sisteminin, halifelik ve saltanatın devamını sağlamak için kurulan Birinci Meclisin açıldığı 23 Nisan 1920 tarihi başından beri milli bayram olarak kutlanmaktadır. Oysa, Birinci Meclis ile Türkiye Cumhuriyeti adıyla kurulan ulus devlet birbirinin karşıtı olan değerler dizisine sahiptir. Böyle olduğu halde; başta çocuklar olmak üzere her kesime kulakları sağır eder biçimde Birinci Meclis Cumhuriyetin bir kazanımı olarak takdim edilmektedir. Bunu en yüksek sesle dile getirenler, Birinci Meclisin sürdürmek istediği düzene kökten karşı olanlardır.

Tam bir çelişki ve topluma, özellikle körpe beyinlere silinmemek üzere kazınmış bir yalandır söz konusu olan! Ülke, devlet ve toplum gerçeği gizleyen bu temel üzerinde duruyorsa; kavganın bitmesi, barışın sağlanması ve adalet mümkün olabilir mi? 

30.04.2019


[1] Daha Fazlası için Bknz. Türk Parlamento Tarihi, 1. Cilt, TBMM Vakfı Yayınları

[2] Age. S 44-72-73

[3] MADDE 1 – Yüce halifelik makamı ve saltanatı ve ülkeyi yabancı devlet güçlerinden kurtarmak ve saldırıları önlemek amacına yönelik olarak kurulan Büyük Millet Meclisi’ne karşı düşünce veya uygulamalarıyla veya yazdıkları yazılarla muhalefet ve bozgunculuk edenler vatan haini olarak addedilir.

[4] “Madde 1: büyük millet meclisi, hilafet ve saltanatın, vatan ve milletin kurtarılması ve milletin bağımsızlığının sağlanmasından ibaret olan gayesine ulaşıncaya kadar aşağıdaki şartlar çerçevesinde aralıksız toplanır.”

[5] Teşkilatı Esasiye Kanunu, Şubat1921. https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa21.htm                        Madde 7 — Şer’i hükümlerin uygulanması, genel kanunların konması, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması ve antlaşma ve barış yapılması ve yurt savunması ilanı gibi ana hukuku koyma yetkisi Büyük Millet Meclisine aittir. Kanunların ve nizamnamelerin düzenlenmesinde halkın yaşayışına ve çağın gereklerine en uygun fıkıh ve hukuk ile usul ve işlemler temel alınır. Vekiller Heyetinin [Bakanlar Kurulunun-ç.] görev ve sorumlulukları özel bir kanunla belirlenir.

[6]  Prof. Dr. Cemil Koçak, Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

[7]  Cemil Koçak, İlk Meclis 90 yıl önce dağılmıştı. https://www.star.com.tr/yazar/ilk-meclis-90-yil-once-dagilmisti-yazi-746915/

[8]  Birinci grup Mustafa Kemal ve arkadaşlarından, ikinci grup muhaliflerden oluşuyordu.

[9] Ahmet Cemil Ertunç, Cumhuriyetin Tarihi, Pınar Yayınları, 2004 : İstanbul. S 44-47

[10] Mte Tunçay Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek-Parti Yönetiminin Kurulması 1923-1931. Cem y. 1989 İstanbul. S 43-44

Yazımızı paylaşmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz:
0

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Enjoy this blog? Please spread the word :)